OBEZİTENİN FİZİKSEL VE PSİKOLOJİK ETKİLERİ

Ruh Sağlığı

Çocukluk çağı obezitesinin görülme oranı tüm dünyada her geçen yıl artıyor. Türkiye’de ise neredeyse 10 çocuktan 1’ine obezite teşhisi koyuluyor.

Yanakları tombik tombik, kolları ısırılası kilolu çocuklar hepimize çok sevimli geliyor. Fakat sağlık açısından bakıldığında durum pek de o kadar sevimli değil. Çünkü bu fazla kilolar bir süre sonra obezite sorununa dönüşebiliyor ve devamında da farklı birçok hastalığa davetiye çıkarıyor. Çağın sorunu olarak görülen obeziteden ise, en başta onlara bakım veren anne-babalar sorumlu tutuluyor. Çocuklarda obeziteyle ilgili merak ettiğimiz soruları yanıtlayan Beslenme ve Diyet Uzmanı Selvi Akman, anne-babaların sağlıklı beslenme ve aktiviteler konusunda çocuklarına rol model olmaları gerektiğini söylüyor. Danıştığımız diğer uzmanlardan Obezite ve Metabolik Cerrahı Prof. Dr. Halil Coşkun, çocukların şişmanlamasında çizgi film karakterlerinin etkili olabileceğini söylerken, Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu'na göre ise, bir çocuk ne kadar kiloluysa sağlığı da o ölçüde olumsuz etkileniyor. Konunun psikolojik boyutları hakkında bilgi veren Pedagog Belgin Temur; obez çocukların şişman oldukları için dışlandıklarını ve bu durumun da depresyona neden olduğunu belirtiyor.

Obezite nedir?

Obezite, vücutta fazla miktarda yağ depolanması ile ortaya çıkan, fiziksel ve psikolojik sorunlara sebep olan bir hastalıktır. Genel olarak enerji alımının, enerji tüketiminden fazla olduğu durumlarda oluşur. Son yıllarda sadece yetişkinlerde artmakla kalmayıp, çocuklarda da oldukça fazla görülen bir sorundur. Çocukluk döneminde en sık olarak yaşamın ilk yılında, okul öncesi yaşlarda ve ergenlik döneminde görülür. Obezitedeki artışın en önemli nedeni, teknolojik gelişmelerle birlikte değişen yaşam koşullarıdır. Çocukluk döneminde obezite, (yaşa ve cinsiyete göre hazırlanan) vücut ağırlığına ve boy uzunluğuna bakılarak, beden kitle indeksindeki büyüme grafiğine göre değerlendirilir. Ayrıca kilo ve boy ölçümü kadar bel çevresi ölçümü de çocuklardaki obeziteyi değerlendirmek için kullanılır.

Nedenleri

Çocukluk döneminde obezite gelişiminde ailenin beslenme alışkanlıkları çocuğu doğrudan etkiler. Özellikle çocuğun beslenmesinde, annelerin yemek konusunda ısrarcı davranmaları, kıyaslama ve ödül/ceza yöntemine yer vermeleri gibi tutum ve davranışları oldukça etkilidir. Anne sütü ile beslenen çocuklar, anne sütü ile beslenmeyen çocuklara göre daha düşük oranlarda obezite riski taşırlar. Ayrıca tamamlayıcı besinlerin türünün ve porsiyonlarının büyüklüğüne kadar pek çok faktör de obezite oluşumunda etkendir. Tüm bunlara ilaveten çocukların genelde televizyon, akıllı telefon ve bilgisayar başında ve hazır gıdaları fazla yiyerek, hareketsiz bir yaşam sürmeleri kilo alımına sebep olur. Anne-baba ve çocuk arasındaki olumsuz ilişkiler de çocuğun psikoloik yapısını etkileyip aşırı yemeye neden olabilir.

Genetik faktörlerin etkisi

Anne-babadan birinin obez olması durumunda çocuklar obeziteye daha yatkın hale gelir. Fakat genetik faktörler tek başına yeterli değildir. Ailesel genetik etmenlerle birlikte çocukta gelişen olumsuz yeme davranışı ve yetersiz obeziteyi tetikler.

Obez çocuklarda görülme olasılığı olan hastalıklar

Obez çocuklarda sosyal ve psikolojik sorunların yanı sıra kalp ve damar sistemi hastalıkları, tip 2 diyabet, hipertansiyon, metabolik sendrom, uyku apnesi, kemik, eklem ve bağ dokusu hastalıklarının gelişme riski fazladır. Ayrıca obez çocuklarda yaşam süresinin kısaldığı ve yetişkin obez olma durumunun başlangıcının çocukluk çağına uzandığı bilinir. Obezitenin gelişmesinin önlenmesi ve tedavi edilmesi birçok hastalığın önüne geçer.

Türkiye'de çocuklarda obezitenin görülme oranı

Çocukluk çağı obezitesi özellikle gelişmiş ülkelerde görülmekle beraber, tüm dünyada artan bir durumdur. Çocuklarda obezite görülme sıklığı son 20 yılda yüzde 6-7'den, yüzde 15-16'ya yükselmiştir. Türkiye'de obezite oranı 0-5 yaşları arasında yüzde 8.5, 6-18 yaşları arasında ise yüzde 8.2 olarak tespit edilmiştir.

Çocuklar nasıl beslenmeli?

Çocukların sağlıklı bir yaşama sahip olmaları için yeterli ve dengeli beslenmelerine dikkat etmek çok önemlidir. Sabah sağlıklı bir kahvaltıyla güne başlanmalı ve her gün mutlaka yumurta tüketimine özen gösterilmelidir. Tam tahıllı ekmek, tam buğday makarna, esmer pirinç ve bulgur gibi besleyici ve doyurucu besinlerin tüketimi sağlanmalıdır. Sağlıklı bir beslenme için et, balık, baklagiller ve kuruyemiş gibi protein kaynaklarını yeteri kadar alması sağlanmalıdır. Hazır yiyecekler yerine, evde yapılan kek, hamburger ve pizza gibi farklı sunumlarla hazırlanmış alternatifler yaratılmalıdır. Yeterli posa alımı için sebze ve meyve tüketimine özen gösterilmelidir. Kemik ve dişlerin gelişimini sağlayan kalsiyumu yeterli miktarda almak için, süt, yoğurt ve peynir gibi süt ürünlerinin tüketimine dikkat edilmelidir. Demir içeriğinden zengin olan yumurta, et, kuru baklagiller ve pekmez gibi besinler tüketilmelidir. Beyin ve beden gelişimi için omega-3 yağ asitleri alımı da çok önemlidir. Omega-3 yağ asidi kaynağı olan balığın haftada 2-3 gün tüketimine dikkat edilmeli ve günlük beslenmede ceviz tüketimi de sağlanmalıdır. Ayrıca günlük su tüketimine özen gösterilmelidir. Hazır meyve suları ve gazlı içecekler yerine meyvenin kendisi veya porsiyon kontrolü sağlanarak taze sıkılmış meyvelere yer verilmelidir. Yüksek kalorili, yüksek yağ ve basit karbonhidrat içeriğine sahip besinlerin tüketimi sınırlandırılmalıdır. Bunların yerine lif, vitamin ve besleyici değeri yüksek olan besinler tercih edilmelidir.

Ya doymuyorsa?

Çocuk doymuyorsa eğer tüketilen besinin içeriğine dikkat edilmelidir. Genel olarak cips, çikolata, kek ve yüksek kalorili içeceklerle beslenen çocuklarda doygunluk hissi oluşmaz. Bu nedenle ara ve ana öğünlerde yeterli protein ve lif içeriğine sahip besinlere yer verilmelidir. Atıştırma olarak; kan şekerini yavaş yavaş yükselten ve enerji veren ceviz, badem, fıstık gibi kuruyemişler, kuru üzüm, kuru kayısı, hurma gibi kuru meyveler, taze meyveler, süt, ayran ve yoğurt gibi besinler tüketilmelidir. Şeker içeriği yüksek şerbetli tatlılar yerine sütlü tatlılar tercih edilmelidir. Şekerli gazlı içecekler yerine ev yapımı sütlü karışımlar içilmelidir.

Obezitenin sorumlusu anne-babalar mı?

Obezitenin gelişmesinde rol oynayan etmenlerin başında anne-babalar gelir. Çünkü anne-babalar büyüme çağında olan çocuklarının hep daha fazla yemesi için uğraşırlar. Gözden kaçırılan nokta ise; çocukluk dönemindeki hatalı beslenmenin ileriki yaşlarda obezite görülme riskini arttırdığıdır. Aileler; televizyon veya bilgisayar karşısında yemek yeme alışkanlıkları, öğünleri atlamaları, hareketsiz bir yaşam sürmeleri, fast food tüketmeleri gibi tutum ve davranışlarıyla, çocukları olumsuz beslenme alışkanlıklarına teşvik ederler. Bu dönemde çocuklar anne-babalarını taklit ettikleri için, yetişkinler sağlıklı beslenme ve aktiviteler konusunda çocuklarına rol model olmalıdırlar.

Tedavi

Obezite; çocuğa ve aileye beslenme eğitimi verme, fiziksel aktiviteye yönlendirme ve yeme alışkanlıklarında değişiklik sağlanması şeklinde çok yönlü tedavi edilmesi gereken bir sağlık sorunudur.

Beslenme eğitimi

Beslenme eğitiminde çocuklara ve ailelere; günlük enerji alımı, yeterli ve dengeli beslenme gibi temel beslenme bilgileri verilmelidir. Beslenme alışkanlığının düzenlenmesinde, hazır gıdaların, yüksek karbonhidrat ve yağ içeriği olan besinlerin sınırlandırılması, abur cubur yiyecek atıştırılmasının önlenmesi, taze sebze, meyve gibi lifli besinlerin ve kuru baklagillerin alınmasının desteklenmesi sağlanır. Yavaş yemek yeme alışkanlığının oluşturulması ve gece öğünlerinde yüksek kalorili besinler tüketilmemesi önerilir.

Fiziksel aktivitenin desteklenmesi

Çocukluk obezitesi, besinlerden alınan enerji alımının, fiziksel aktiviteyle harcanmaması sonucunda ortaya çıkar. Bu nedenle çocuğun uzun süre televizyon ve bilgisayar karşısında hareketsiz bir yaşam sürmesi engellenmeye çalışılmalıdır. Aileler, çocuklarını okula arabayla götürmek yerine yürütmeye teşvik etmelidirler. Çocuklar fiziksel aktivitelerin arttığı oyunlara yönlendirilmelidir.

Davranış değişikliği

Çocuğun yeme alışkanlığını değiştirmesindeki en önemli rol ailedir. Aileler tedavi sürecinde, kendi sağlıklı yeme alışkanlıklarıyla çocuklarına örnek olmalıdırlar. Çocuklarını eleştirmeden, sağlıklı bir yaşam doğrultusunda onları teşvik etmelidirler. Çocuk her ne kiloda olursa olsun ailesi tarafından sevildiğini hissetmeli ve yaşam tarzı değişikliğinde cesaretlendirilmelidir.

Uzmanlar ne diyor?

"Obez çocukların hareketleri kısıtlanıyor"

Obezite, her geçen gün daha çok insanı tehdit ediyor. 2008 yılında 400 milyon kişinin obez olduğu dünyada 2015 yılında bu rakam, neredeyse iki katına çıkarak 700 milyona ulaştı. Dünyada, her 2 kişiden 1'i fazla kiloya sahipken çocuklarda ise 6'da 1 gibi oldukça yüksek bir orana ulaşmış durumda. Obezite ve fazla kilonun çocuklarda görülme sıklığı, ileriki yaşlar için önemli bir tehdit oluşturuyor. Çocukluk çağında sevimli bir görüntü oluşturan fazla kilolar, ileriki yaşlarda kalp hastalıkları, tansiyon problemleri, diyabet, astım ve eklem kireçlenmesi gibi ciddi hastalıklara neden oluyor. Bir çocuk ne ölçüde fazla kilolu ise hayatı da o ölçüde olumsuz etkileniyor. Merdiven çıkması zorlaşıyor, akranlarıyla oyun oynarken kısıtlanıyor ve utanma duygusu ile sosyal hayata katılımı da azalıyor. Çocukluk çağında alınan fazla kilolar; çocukları sadece yetişkinlerde görülen hastalıklara aday hale getiriyor. Bu yüzden çocukların sağlıklı beslenmeleri gerekiyor.

- Fizyoterapist Yrd. Doç. Dr. Yıldız Erdoğanoğlu
?
"Şişman olduğu için yaşıtları tarafından dışlanmak, çocuğu depresyona sokar"

Obez çocuklar en çok bedenleriyle dalga geçilmesi durumuna maruz kalırlar. Hızlı koşamazlar, onların oyunlarına yetişemezler ve sıklıkla dışlanırlar. Yaşıtları tarafından tercih edilmediklerinde, kabul görme ihtiyacı ile kendilerinden daha küçük çocuklarla oynamayı tercih ederler. Bu da sürekli bir geride kalmış olma ve yetersizlik hissi yaratır. Şişmanlık, çocuklarda duygusal dalgalanmalara, kendine güvenin azalmasına ve depresyona yol açar. Ayrıca yemek konusunda sık uyarı aldıkları için, yedikleri her şeyden utanmaya başlarlar. Gizli yemek yeme alışkanlığı geliştirirler. Böylece yemek yeme işi hızlıca, kimseye belli etmeden yapılan ve aslında keyif almaktan uzak, hızlı bir doyma eylemine dönüşür. Diğer yandan, beden imajının önemli olduğunu fark etmeye başladıklarında; kendilerini değersiz, çirkin ve başkalarının gözünde önemsiz hissederler.

- Pedagog Belgin Temur

Bu önerilere dikkat!

-Çocuklar büyüme ve gelişme çağında olduğu için yetersiz ve dengesiz bir beslenme, gelişimlerini olumsuz etkileyebilir. Bundan dolayı yeterli kalori ve protein, yağ ve karbonhidrat içeriği bakımından sağlıklı bir beslenme programıyla beslenmesini sağlayın.
-Çocuğunuzu yavaş yemesi için teşvik edin.
-Sevdiği herhangi bir yiyeceği asla yasaklamayın. Bu durum çocuğunuzun yasaklı besini daha çok isteme ve sizden habersiz yemesine neden olur. Bunun için yüksek kalorili, yağlı ve şekerli besinler yasaklanmamalı, ama sınırlandırılmalıdır.
-Yemeği hiçbir zaman ödül ya da cezalandırma yöntemi olarak sunmayın.
-Çocuğunuzun televizyon ya da bilgisayar karşısında yemek yeme alışkanlığını ortadan kaldırın. Ayrıca bilgisayar, televizyon, akıllı telefonla geçirdiği zaman günde 1-2 saatten fazla olmamalıdır.
-Öğün saatlerini düzenleyin ve öğünler arasında besin değeri yüksek ve sağlıklı atıştırmalıklar tüketmesini sağlayın.
-Ailece yemek yeme zamanı oluşturun. Sağlıklı beslenme konusunda aileler çocukları için model teşkil ederler. Çeşitli ve sağlıklı besinler tüketerek örnek olun.
-Basketbol, futbol, bisiklet sürme ve yüzme gibi enerji harcamasını sağlayan, farklı kas gruplarını çalıştıran ve fiziksel hareketliliği artıran sporlara teşvik edin.
-Masadan kalkmadan önce çocuğunuzun tabağındaki her şeyi bitirmesi için ısrar etmeyin.
-Hiç tatmadığı sağlıklı besinleri denemesi için onu teşvik edin.

Kaynak: SABAH Gazetesi